Büyük Düzce Hayali

Bir yarışma düşünün.. bir kişi kazanıyor..

diğerleri üzüntü içinde demek isterim ama maalesef itiraz peşinde.. hakeme itiraz..

her şeye bahaneler… bitmez.. günlerce tartışılır..

kaybedişin gerçek nedeni maalesef ortalarda gezinmez..

Ancak ne var ki.. gece olup ta kafamızı yastığa koyduğumuzda

öncelikle her şeyi doğru yaptığımızı

ve bu sonucun kaderin kötü bir oyunu olduğunu düşünürüz. 

Zaman geçer..

“nerde yanlış yaptım?” demeye başlarız..

ve bir türlü anlayamadığımız

ve kafamıza bir türlü yerleştiremediğimiz bir şey var ki

o da bu sonucu kendimiz elde ettik. Kaybeden ya da kazanan da biziz.

Başlar arkası gelmeyen keşkeler. Bazen kendi kendimize sorarız…

En kırılmış anlarımızda.. en çok kaybetmenin acısı yüreğimizi acımasızca yakmaya başladığında..

“Ne yapacağım şimdi ben?” demeye başlarız.

Çünkü kaybetmek üzere yola çıkmamışızdır.

Kaybetmekle ilgili bir planımız yoktur.

Hiçbir zaman aklımızda kaybetmek olmadığı için kaybetmeye hazır da değilizdir.

Hazırlıksız yakalanmak kaybetmeye çok ağırdır.

Zordur taşımak kaybetmenin acısını..

Akıllı insanlar kaybetmeyi erdem kabul eder

ve kazanmaya kaybetmekle başlar..

bilir ki kaybediş kadar iyi bir hoca ve iyi bir eğitmen yoktur insan hayatında..

yeter ki dersimizi almayı ve dersimize çalışmayı bilelim..

2003 yılında OSB kurulduğunda

ve ilk fabrikamızı Başbakanımızla açtığımızda henüz yeni il olmuştuk.

Çiçeği burnunda bir ile bir de teşvik eklendi bu açılışla beraber.

Nice hayallerimiz vardı. Depremle yıkılan yuvalarımızın,

kaybettiğimiz sevdiklerimizin yerine yeşerttiğimiz.

Yıkılmış binaların yanında kurduğumuz çadırlarda acı bir çayı yudumlarken,

minik tüpün üzerinde zar zor duran tencerenin dibi tutmasın diye

büyük bir özenle tenceremizi karıştırırken kurduk bu hayalleri…

B Ü Y Ü K  D Ü Z C E…

Evet.. Büyük Düzce hayali… Bu bir hayaldi.

Depremin ardından il olur olmaz kurduğumuz en büyük hayalimiz.

Ama ne yazık ki ne kazanmaya ne de kaybetmeye hazırdık.

Sadece yıkılan binalarımız değildi çünkü..

sadece sevdiklerimiz değildi kaybettiklerimiz..

Hayal edebilmeyi, düşünebilmeyi ve akledebilmeyi

dinamik bir şekilde yaşayan bir şehir olmak bambaşka bir şey.

Sanayileşme sadece birkaç ayda kurulan milyon dolarlık makinelerle olmuyor maalesef.

Sanayileşme  bambaşka bir kültür çünkü. Yaşayan tüm insanlarımızla birlikte sanayileşmeliydik.

Ne teşviği kazanmaya ne de kaybetmeye hazırdık..

Teşvikten sonra SGK’lı sayısı müthiş artmış.. rakamları vermeye gerek yok..

ne var ki il gelişmişlik sıralamasında ilimiz geri düşmüş. 39. sıralarda maalesef.

Demek ki tek başına teşvik yetmiyor.

Öte yandan bakıyoruz ki bankalar topladıkları mevduatların iki katı kredi kullandırmış şehrimizde.

Kentimizin bir an önce bir şeyler yapması üretmesi ve satması gerekiyor demek ki.

Nasıl olacak bunlar?

Tabii ki Büyük Düzce Hayalimizle..

Mutlaka Büyük Düzce’yi kurmalıyız..

7 den 70’e hepimiz hazır olmalı ve 7/24 çalışmalıyız.

Gaziantep’ten Düzcemize gelerek bizlere konferans veren

Sanko Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Abdulkadir Konukoğlu’nun dediği gibi

birleşerek, bütünleşerek, ortak aklı oluşturarak başaracağız.

Kendisine çıkıp sormuştum; “Nasıl yapacağız? Nasıl olacak? Nerden başlamalıyız?” demiştim.

O da “Abiler öncülük etmeli. Yolları açmalı.” demişti.

Bizler hazırız.

Ortak aklı oluşturmaya.

Bir olmaya.. beraber olmaya.. birbirimizi sevmeye..

yol açmaya ve o yollarda ilerlemeye.

25 Haziran 2013


Hakan Zengin

Bir yanıt yazın