Samimiyetin değeri

Müthiş bir duygudur… kendi olmak… ve saf kendi olan bir insanla olabilmek.. iletişim kurmak… konuşmak.. dertleşmek.. paylaşmak herşeyi…bilirim… müthiştir..

Yokluk nedir diye sorsalar… tereddütsüz hemen söylerim.. anında çıkıverir dudaklarımın arasından; YOKLUK İNSAN YOKLUĞUDUR…Çünkü.. herşeyin üstesinden gelirsin… parasızlığın.. hastalığın… her türlü yokluğun.. ama insansızlığın üstesinden asla gelemezsin…Çıkarsın dışarı.. cadde cadde.. otobüs otobüs… sokak sokak… insanlar… her yerdeler.. hepimizle birlikteler.. nefeslerini hissedersin ensende hepsinin… ama nerdeler??? bilemezsin..Yalnızca tahmin edersin.. bir gece önceki dizinin bir sahnesindedir belki.. ya da bir filmin bir çerçevesinde.. ya da gideceği kafede ısmarlayacağı soğuk hamburgerdedir… self servis kuyruğundadır bir restoranın… kapalı otoparkında bir alışveriş merkezinin.. manyetik dedektöründe bir mağazanın… bankamatik kuyruğunda.. bir magazin sayfasında.. bir reklam ortasında…….ama emin olduğun bir şey vardır. SENİNLE DEĞİLDİR… kendinde de değildir.. uyandıramazsın..

Çünkü gidip herhangi birinin yanına “Merhaba” desen.. tuhaf tuhaf bakıp yüzünüze “Sizi tanıyor muyum?” der. Oysa ki kendini de tanımıyordur..

Cummings şöyle der: “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücünle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermektir. Bu savaş bir başladı mı, hiç bitmez.”

Şimdilerde olduğu gibi gelecekte en çok özleyeceğimiz şey hiç şüphesiz samimiyet olduğuna göre, geleceği samimi insanlar kazanacağına göre bu savaşa girmeye değer……..

Ve bu savaşa bir girdin mi hiç bitmez…Ta ki samimiyet yeryüzünü yaşanır bir cennete çevirene kadar….

9 Kasım 2017

Hakan Zengin

Bir yanıt yazın