Norveçli bilim insanları, beynin saatinin sırrını çözerken, insanlık tarihinin bir gerçeğiyle
yeniden yüzleşilmesini sağladı: Geçmek bilmeyen zamanla boğuşmak istemeyenler, tekrar tekrar aynı işi yapmak yerine yepyeni bir çevrede ilk deneyimlere yelken açmalı.
2014’te Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülen Edvard Moser ile Norveç Bilim Teknoloji Üniversitesi’ndeki araştırmacı ekibinden Albert Tsao ve Jörgen Sugar, zamanla ilgili sübjektif deneyimlerimizin anahtarının, beyin hücrelerinin oluşturduğu bir ağda yattığı sonucuna vardı. Buna göre ‘nöro saat hücreleri’, deneyimlerimizi düzenli olaylar dizisi şeklinde organize ederken zamanla ilgili kayıtlar tutuyor.
Bu da her bir kişinin zamanı sübjektif deneyimlemek zorunda olması anlamına geliyor. Bu yüzden kişiye zaman bazen çok hızlı bazense çok yavaş geçiyor gibi geliyor.
