Düzce’yi sevmek

Bir çocuk için Düzce nice hayaller, nice ufuklar demektir.

Çünkü hiçbir şeyden haberi yoktur çocukların.

Bomboş bir hafıza ve içi dolup taşan küçücük kalpleri vardır onların…

Bir öğrenci için bir diploma demek. Aldığın gibi çekip gidersin.

Asla geriye dönüp bakmak bile istemezsin..

Gençler içinse hiçbir sosyal faaliyetin olmadığı, insanın içini daraltan, sıkışıp kalınan bir memleket..

Politikacılar için Düzce 3 milletvekili veren

nice vaatleri bol bol ekebileceğiniz yarınları bitmeyen çiçeği burnunda bir il..

Neler neler yazılabilir ki daha.. Gerisini siz sıralayın.

Çünkü herkes için hiç yoktan bir anlamı var Düzce’nin.

Deprem öncesi ve sonrası.. Tanıyamaz olduk birbirimizi.

Nerde kaldı tadı o kahve köşelerinde içilen çayların, yenilen yemeklerin, toplanılan fındıkların, edilen sohbetlerin…

Çünkü hepimiz en güzel biletleri alıp binip gitmişiz içimizdeki yalnızlık trenine.

Korkuyoruz kendimiz olmaktan. Ürküyoruz kendimizden.

Zarar görmemek için nice maskeler seçmişiz kendimize ve o kadar benimsemişiz ki bu maskeleri artık istesek te kendimiz olamıyoruz.

En revaçta maskeler var şimdi hayatımızda.

En çok tutulan ve ikinci eli para edenleri seçiyoruz genelde.

Gerisini siz sıralayın..

Hiç yoktan kendimizin olamayan bu hayatı mutsuzluklarla geçirip gidiyoruz…

Ve Düzce..

Nice umutlarla gelenlerin umutlarını uçsuz bucaksız değersiz bir yığına dönüştürdüğü, 

 çözümsüzlüğe itilen sorunların, yalnızlığa gömülen sanayicilerin şehri…

Ne söylenebilir ki? Bir yanda dürüstçe ve samimice gecesini gündüzüne katarak çalışıp çabalayan insanlar,

diğer yanda bu insanların tüm iyi niyetlerini ve çalışmalarını bozuk para gibi harcayan, yalnızlaştıran, samimiyetsizliğe ve iki yüzlülüğe terk edenler..

Ne olursa olsun, kim ne derse desin, mutsuzluğumuzun ve tüm sorunlarımızın kaynağı SEVGİSİZLİK aslında… İnsan içinde sevgi olmayınca önce algılama yeteneğini ve affetme gücünü kaybediyor.  Ve beraberinde hoşgörü, zeka ve iş yapabilme yeteneğini…

Bir bakıyorsunuz caddelerde, iş yerlerinde…  bir gül yaprağı gibi kuruyor insanlar… kimisi farkında kimisi ise farkında değil…

Sevgisizleşerek ve yalnızlaşarak tek başına başarmak mümkün değil.. ve mutlu olmak ta.. Keskinleşerek ve uçlaşarak kaybettiğimiz anlayışımızı asla geri kazanamayız sevgisiz..

Ne olursa olsun çözüm SEVGİ’den geçiyor. Öncelikle kendimizi ve yaşadığımız şehri DÜZCE’mizi sevmeliyiz… ki bu şehir en yüce sevgileri sonuna kadar hak ediyor.. daha sonra ayırt etmeksizin insanları ve yaşayan tüm canlıları sevmeliyiz… çünkü sevmekle başlar sevilmek…

Ve mutlaka göreceğiz ki içimizde filizlenen sevgi tüm sorunları çözecektir.. ve birlik beraberlik içinde mutluluk sıcacık bir güneş gibi gönlümüzü, Düzce’mizin sokaklarını ve evlerini aydınlatacaktır.

25 Ağustos 2013

Hakan Zengin

Bir yanıt yazın